• in , ,

    Film Konusu Olan Bir Asker: Fritz Schmenkel

    Fritz Paul Schmenkel, Wehrmacht saflarını terk ederek Sovyet tarafına geçen tek Alman askeri değildi. Bu konuda yüzlerce örnek vardı. Yine de Nazilere karşı savaşan en tanınmış Alman ilticacı, Stettin’li eski bir işçi olan Fritz Schmenkel’di. Birkaç yıl boyunca Alman ordusuna karşı partizanlarla birlikte savaştı; düzinelerce başarılı operasyon ve sabotaj görevine katıldı. Ne yazık ki, hikâyesi ölümünden 20 yıl sonra öğrenilebildi.

    Wehrmacht amblemi, Demir Haç’ın farklı oranlarla stilize edilmiş hali.

    Fritz Schmenkel her zaman Nazizm’den nefret etmişti, özellikle de Naziler 1923’te bir komünist gösterisi sırasında babasını öldürdüğünden dolayı. Babası Paul Krause bir komünist olarak Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin (NSDAP veya Nazi Partisi olarak da bilinir) politikasına açıkça destek vermemiş ve 1923’teki bir protesto gösterisi sırasında vurularak öldürülmüştü. Fritz babasının görüşlerini takip etti ve Almanya’nın Komünist Birliğine katıldı. Varzovsky tuğla fabrikasında ve daha sonra da Bytom şehrindeki bir fabrikada çalıştı. Büyük gizli mücadeleye hiç katılmadı ancak yine de Gestapo’nun sürekli gözetimi altında bulundu.

    Gestapo, Nazi Almanyası’nın gizli polis teşkilatı.

    Aralık 1938’de askere çağrıldı fakat hastalığını gerekçe göstererek askerlik hizmetini reddetti. Aktif savaş karşıtı çağrıları ve askerlik hizmetinden kaçması nedeniyle hapis cezasına çarptırıldı. Torgau Hapishanesine konuldu. Ardından 1941 yılında Wehrmacht’a katılmayı kabul etti. Ekim 1941’de serbest bırakıldıktan sonra yeniden eğitime alınan Schmenkel, topçu okuluna gönderildi. Eğitimden sonra onbaşı rütbesi ile Doğu cephesine transfer edildi. Ordudan firar etme kararını burada verdi. 25 Kasım 1941 günü eşi Erna’ya yazdığı son mektupta “Şimdi ne yapmam gerektiğini biliyorum” diyecekti. 1941 yılının Kasım ayı sonlarında, Smolensk bölgesinde konuşlanmış olan birliğinden firar ederek Kızıl Ordu birliklerine ulaşmaya çalışan Fritz Schmenkel, bu süre zarfında yerel köylerde saklanmaya çalıştı.

    İlk başta Smolensk bölgesinde bulunan Podmoshye köyünde saklandı. Buradaki yerel köylülerle Rusça konuşmayarak, yiyecek ile barınak temin etmek için sadece “Lenin, Stalin ve Thälmann’dan meydana gelen üç kelimeyi bir arada kullanarak iletişim kurmaya çalıştı. Karşılığında onlara ev işlerinde yardım etti ancak, 17 Şubat 1942’de Kurganova köyünde Alman askerleri tarafından gözaltına alındı. Firari olarak idama mahkûm edildi. Bu sırada köyü ele geçiren ve Schmenkel’i esir alan “Faşizme Ölüm” adlı partizan birimi tarafından kurtarıldı. Fritz’in hikâyesini öğrenen gerilla grubunun komutanı, Schmenkel’i aralarına almaya karar verdi. Ancak Partizanlar Schmenkel’in başından geçenleri öğrenmelerine rağmen ona fazla inanmadılar. Kendisine silah yerine sadece bir dürbün verildi. Yanlış adım atarsa onu vurmaya hazırlardı. İlk başlarda partizanlar onu sadece olumsuz muameleye maruz bıraktılar. Bazıları onu bir casus olarak gördü ve vurmak istedi. Bununla birlikte Schmenkel, partizan biriminin konuşlanmış olduğu bir köyde karşı karşıya geldiği ve Alman ordu birimini etkisiz hale getiremediği gibi düşman unsurları tarafından kuşatma altına alınmasına yol açan yoğun bir savaşın içinde kendini kanıtlama fırsatını elde etti. Schmenkel bir tüfek istedi ve ilk atışta bir Alman askerini öldürdü. Bu çatışmada mükemmel atış becerilerini göstererek partizan birimini kurtarmak için çok şey yaptı. Bu durumdan oldukça etkilenen partizanların güven ve saygısını kazandı. Ona “Ivan Ivanovich” takma adı ile birlikte kalıcı olarak bir silah verdiler.

    “Faşizme Ölüm”, Eylül 1943’ten bir duvar yazısı. (Bundesarchiv – CC BY-SA 3.0)

    Ivan Ivanovich, Alman silahlarıyla nasıl ateş edileceği konusunda partizanlara eğitim vermeye başladı. Partizanlara bir Alman MG42 makineli tüfeğinin nasıl kullanılacağını, savaşlara katılmayı, düşman malzemelerini ele geçirmeyi ve pusu ile yerel sabotaj görevlerinde bir Alman teğmeninin kimliğine bürünmeyi öğretti.

    Ağustos 1942’de Schmenkel Alman üniformaları giymiş bir grup partizan sayesinde 11 polisi yakalamayı başardı. Ekim 1942’de bir Alman generalinin üniformasını giyerek yiyecek ve mühimmat taşıyan bir Alman konvoyunun yolunu değiştirerek sonradan partizanlar tarafından etkisiz hale getirileceği ormanlık alana doğru ilerlemesini emretti.

    Sovyet partizanları

    Wehrmacht’a karşı savaşan bu Alman askeri hakkındaki bilgiler Berlin’e ulaşınca, Schmenkel’i yakalamak için başına bir ödül konulur. Sovyet vatandaşlarına sekiz hektar arazi, bir ev ve bir inek vaat edilirken, Alman askerleri ise 2000 Reichsmarks ve iki aylık tatil izni alacaklardı. Bazı mucizeler sayesinde Schmenkel ölümden kurtulmayı başardı. Ancak 23 Ocak 1943 günü Alman birlikleri tarafından “Faşizme ölüm” partizan birimini yok etmeyi amaçlayan büyük ölçekli “Falling Star” operasyonu başlatılır. 4000 partizandan 1500 den fazlası öldürülür ya da yakalanır.

    Smolensk ve Kalinin (şimdi Tver) bölgelerindeki Belsky ve Nelidovo’da operasyonlar gerçekleştiren partizan biriminin üyelerinin çoğu Mart 1943’te, bölgenin Sovyet birlikleri tarafından özgürlüğüne kavuşturulmasından sonra Moskova’ya gönderildi.

    Sovyet Komutanlığı, partizan faaliyetinden ziyade büyük sabotaj operasyonlarında Schmenkel’in eşsiz becerilerini kullanmanın daha iyi olacağına karar verdi. Haziran 1943’te Batı Cephesi’nin keşif bölümüne transfer edildi. Birtakım eğitimlerin ardından, Schmenkel Batı Beyaz Rusya’da faaliyet gösteren sabotaj-keşif birimi “Field” in komutan yardımcılığına atandı. Bu grubun işlevi, Orsha’nın kuzey bölgesinde özel görevler icra etmekti.

    Aralık 1943’te Schmenkel, iki izci, Ivan Rozhkov ve Vasily Vinogradov ile birlikte düşman hatlarının arkasındaki son görevine gönderildi. Birkaç hafta sonra, 1944’ün başlarında Alman işgal makamları tarafından iki arkadaşı ile birlikte yakalandı ve 15 Şubat 1944’te ölüm cezasına çarptırıldı. 22 Şubat 1944’te günü işgal altındaki Minsk şehrinde vurularak öldürüldü. Adı yıllarca unutuldu.

    Fritz Schmenkel’in adı, Sovyet güvenlik makamlarının (KGB) 1961 yılında Schmenkel’in askerleri tarafından öldürülen bir Polis birimi vakasını araştırdıkları sırada yeniden ortaya çıktı.

    Lenin Nişanı

    Bir Almanın partizan biriminden sorumlu olması sürpriz etkisi yaratır ve soruşturma ekibi hayatı hakkında ayrıntılı bilgi toplamaya başlar. Üç yıllık araştırmadan sonra, tüm detaylar netleştiğinde, Fritz Schmenkel’in ölümünden sonra en yüksek ödüllerle onurlandırıldığı anlaşılır: Lenin Nişanı ve Sovyetler Birliği Kahramanı ( The Order of Lenin and The Hero of The Soviet Union). Buna ek olarak, Erna Schafer ile evli ve bir oğlu ile iki kızı olduğunu öğrenmeyi başarırlar: Hans, Ursula ve Krist.

    Bu sayede Schmenkel’in popülaritesi önemli ölçüde arttı: makaleler, kitaplar ve filmlerin kahramanı oldu. Karısı Erna Sovyetler Birliği’ne davet edildi. Berlin’de bir sokağa (Doğu Berlin’de Fritz-Schmenkel-Strasse adlı bir sokak -1976’dan 1992’ye kadar- vardı) ve Doğu Alman Hava Kuvvetleri’nin 1. Savaş Filosuna (Jagdfliegergeschwader 1, kısaltma olarak JG-1) onun adı verildi. Ayrıca Fritz Schmenkel ismi Nelidovo (Rusya) şehrinde bir sokağın adıdır ve Minsk şehrinde onuruna bir anıt bulunmaktadır. 1977’de Alman Demokratik Cumhuriyeti’nde çekilen “Ich will euch sehen” isimli film, Fritz Schmenkel’in hikâyesini anlatmaktadır.

    “Ich will euch sehen (Seni Görmek İstiyorum)” film kapağı, 1978.

    Ancak Sovyet bloğunun dağılmasından sonra, Fritz Schmenkel adı ikinci kez unutulmaya mahkûm edildi.

    6 Ekim 1964 günü Fritz Paul Schmankel gerilla hareketine aktif katılımı ile Büyük Vatanseverlik Savaşı yıllarında komuta muharebe görevlerinin yerine getirilmesi sırasında göstermiş olduğu kahramanlık ve cesareti sebebiyle ölümünden sonra Sovyetler Birliği Kahramanı unvanına layık görülmüştür.

    Eşi Erna Schafer’e yazdığı son mektubundan yapılan bir alıntı:

    Sovyetler Birliği Kahramanı unvanına ait altın yıldız madalası. Bu unvan alınabilecek en yüksek dereceli onursal unvandı.

    “Sonuna kadar seçilen yolda yürüdüğüm için neden olduğum endişeden dolayı senden özür dilerim. Ama hayatımın son saatlerinde davamdan vazgeçmiyorum. Ölümü cesaretle karşılayacağım, çünkü iyi bir amaç için ölüyorum.”

    Kaynaklar

    • Executed by Nazis – German Soldier Became a Hero of the Soviet Union

    www.warhistoryonline.com

    • How a German soldier became a Hero of the Soviet Union

    www.rbht.com

    Content Protection by DMCA.com
  • in , , ,

    Tarihin En Kısa Süren Savaşı

    İngiliz – Zanzibar Savaşı

    Arkaplanı

    Avrupa ülkeleri, 19. yüzyılın sonlarına kadar Afrika kıtasındaki birçok toprağı egemenlikleri altına almışlardı. Fransa, İngiltere ve arkalarından gelen Almanya, emperyal hedefler uğruna Afrika’da nüfuz elde etme çabasına girişmişlerdi. İlerleyen dönemlerde kıtada isyanlar baş gösterse de, II. Dünya Savaşı’na değin hiçbir Afrikalı topluluk, istedikleri bağımsızlığı kazanamamıştı.

    İngiliz-Zanzibar Savaşı da bu bağımsızlık isteklerinden biri neticesinde patlak vermişti. İngiliz yanlısı sultan Hamad bin Thuwaini, üç yıllık iktidarının ardından 25 Ağustos 1896’da vefat etmiş, yerine de kuzeni Halid bin Bargaş geçmişti. İktidarı devralan Bargaş, İngiliz hegemonyasına şüpheyle yaklaşıyordu ve ticari zenginlik getirdiğinden dolayı köle ticaretinin kalkmamasını diretiyordu.

    Halid bin Bargaş

    Gelişim Süreci

    İngiliz hükümeti, ihtilafa düştükleri Bargaş’ın yerine İngiliz yanlısı Hamoud bin Muhammed’in tahta geçmesini istiyordu. Bu nedenle 27 Ağustos günü saat sabah 09.00’a kadar Bargaş’a tahtı bırakması için süre tanıdılar, aksi takdirde ülkeye müdahale edeceklerini belirttiler. Bargaş, İngilizlerin blöf yaptığını düşünerek tahtı bırakmadı ve Zanzibar Kraliyet Sarayı’nın etrafını muhafızlarla çevreledi.

    Hamoud bin Muhammed

    Tahtı bırakmadığını gören İngilizler, Amiral Sir Harry Rawson’un komuta ettiği 5 İngiliz Kraliyet Donanması gemisi ile saraya en yakın limanı kuşattılar. Sabah 09.00’da başlayan bombalama, yaklaşık 40 dakika sürdü ve gemilerden ateşlenen toplar neticesinde Halid bin Bargaş’ın sarayı büyük hasara uğradı.

    Amiral Sir Harry Rawson’a ait bir kartpostal.

    Zanzibar’a ait olan tek gemi olan Glasgow, Kraliçe Viktoria tarafından hediye edilmişti. Savaşmaya uygun olmadığından dolayı kullanılamadı ve Kraliyet Donanması gemileri tarafından bombalama esnasında batırıldı. İçerisinde yer alan İngiliz personeller de, Sir Harry Rawson’un talimatıyla kurtarıldı. Yaklaşık 40 dakika süren bombalamanın ardından Halid bin Bargaş, adamlarıyla birlikte Alman elçiliğine sığınmak zorunda kaldı. Birtakım görüşmeler sonucu Bargaş’ın sürgün hayatı yaşamasına izin verildi. Bargaş ilk olarak Darüsselam’a, ardından da Kenya’ya sürüldü.

    Kraliçe Viktoria tarafından Zanzibar’a hediye edilen Glasgow gemisi

    Savaşın kaybı olarak, Bargaş’ın muhafızlarının 500’ü öldü. Geride kalan 2500 muhafızın neredeyse yarısı da yaralı olarak ele geçirildi. İngiliz tarafında ise Glasgow gemisinde görev yapan iki İngiliz personel, hafif yaralı olarak kurtarıldı.

    Bombalamanın ardından harabeye dönen saray.
    Harabeye dönen sarayın yanında duran İngiliz denizcileri.

    İngiltere’nin Zanzibar’da hâkimiyeti ele almasından sonra, İngiliz yanlısı bir hükümet işbaşına geldi ve yaklaşık bir yıl sonra ülkede kölelik yasaklandı. İngiltere, adadaki hakimiyetini 67 yıl sürdürdükten sonra Zanzibar, 1964 yılında Tanganika Cumhuriyeti ile birleşerek “Tanzanya” adını almıştır.

    Kaynaklar

    Content Protection by DMCA.com
  • in , , ,

    Akdeniz’de Denge Mücadelesi: Calabria Savaşı

    İtalya, İkinci Dünya Savaşı’na girdiğinde, Libya’daki güçleri etkili saldırılar için yetersizdi. İtalyan Donanması, Afrika’da bulunan birliklere sürekli tedarik için filolar yolluyordu. Bu takviye konvoylarından biri de 6 Temmuz 1940 günü Napoli’den Bingazi’ye ulaşmak için demir almıştı. Yola çıkan konvoy aynı akşam Catania’dan iki torpido botu ve Messina’da gelen bir yük gemisi ile buluştu. Bu sırada müttefik donanması kısa süre önce İskenderiye’yi terk etmişti. Bu bilgiler ışığında ertesi gün 4 gemiden oluşan Napoli konvoyuna katıldı. Konvoy toplamda 2190 asker, 72 tank, 232 kara taşıtı, 10,445 ton malzeme ve 5720 ton yakıt taşıyordu. İtalyanlar bu konvoy için çok ciddi bir koruma eskort grubu tahsis etmişti. Öyle ki koruma gemileri üç grup halinde bölünmüştü. Koruma filosunun başına Amiral Inigo Campioni getirildi. Campioni, eskort grubuna 8 destroyer ve 4 torpido botu verdi. Kendi kruvazörü ile birlikte üç kruvazör de bu gruptaydı. Eskort grubu nakliye konvoyunu doğrudan koruyan güç olacaktı. İkinci grup, nakliye konvoyunun 35 mil doğusunda, 6 ağır kruvazör ve 4 destroyerden oluşuyordu. 1. Grup IRM Giulio Cesare’nin de bulunduğu 2 savaş gemisi, 8 hafif kruvazör ve 12 destroyerden oluşmakyadı. İtalyanlar’ın bazı gemileri mekanik sorunlar ve yakıt sıkıntısı nedeniyle görev gruplarına alınmadı. İtalyan Grup Komutanları: Eskort Filoda; Amiral Inigo Campioni IRM Pola’da, 1. Grup’ta; Amiral Angelo Iachino IRM Conte di Cavour’da, 2. Grup’da; Riccardo Paladini IRM Fiume’de bulunuyordu. Ayrıca Görev Gücü içinde filo komutanları olarak, Amiral Antonio Legnani, Amiral Matteucci, Amiral Carlo Cattaneo (IRM Trieste), Amiral Luigi Sansonetti görevdeydi.

    Müttefik Donanması da benzer bir nakliye görevi icra edecekti. İskenderiye’den yola çıkan filo başka bir İngiliz Üssü olan Malta’ya ilerliyordu. Filoda, tahliye edilen siviller ve eşyaları taşınıyordu. İngilizlerin ikiye böldüğü filodan biri 13 knot, diğeri daha yavaş 9 knot hızla ilerleyecekti. İngilizler de benzer bir şekilde koruma gemilerini 3 görev gücüne böldüler. Görev Gücü A; beş kruvazör bir destroyer, Görev Gücü B; bir savaş gemisi (HMS Warspite) beş destroyer, ana görev grubu olan Görev Gücü C; iki savaş gemisi (HMS Malaya, HMS Royal Sovereign) bir uçak gemisi (HMS Eagle) onbir destroyerden oluşuyordu. Destroyerlerden biri olan HMS Imperial, 8 Temmuz günü basınçlı buhar borularından birinde meydana gelen patlama sonucu gruptan ayrılmak zorunda kaldı. İngiliz gemilerinin komutanlığı Amiral Andrew Cunningham’ a verildi. Cunninghamı’ın yardımcı amirali, birkaç ay önce Alman savaş gemisi DKM Bismarck’ı batıran filoya komuta eden Görev Gücü A’nın başındaki Amiral John Tovey’di. Görev Gücü C ise Amiral Sir Henry Prirdham-Wippel’e verilmiştir.

    HMS Eagle

    8 Temmuz günü, Tobruk’tan kalkan iki İtalyan Cant Z.06 deniz keşif uçağı İngiliz gemilerini buldu ve yaklaşık 4 saat boyunca takip etti.  Amiral Campioni, konvoyu savunmak amaçlı olarak gemilerine doğuya yönelme emri verdi. Ancak İtalya Yüksek Komutanlığı, bir gece karşılaşmasında savaş gemilerini riske atmak istemiyordu. Olası bir temastan kaçınmaları ve İngiliz gemilerine mümkün olduğunca uzaktan seyir emrini iletti. Yoldaki İtalyan gemileri teknik sorunlar yaşıyordu. Üç destroyer ve iki hafif kruvazör bu sorunlar yüzünden Sicilya’ya yöneldi. Ayrılan gemilere eşlik etmek ve yakıt ikmali için bazı destroyerler de bu gemilerle birlikte ayrıldılar. Eksilen gemiler için Taranto’da bulunan muhripler filoya dâhil edildi. Artık İtalyan filosunda 16 destroyer vardı. Aynı gün İtalyan Hava Kuvvetleri’ne ait bombardıman uçakları İngiliz gemilerine bela olmuştu. Alman pike bombardıman uçaklarının aksine, İtalyan bombardıman uçakları 3600 metreden saldırı yapabiliyordu. Bu saldırı sırasında HMS Gloucester, köprüsünden isabet aldı. Kaptan, 6 subay ve 11 görevli hayatını kaybetti. Ön atış kontrol radarı ve dümen donanımı imha edildi. Komuta edilemeyen gemi bir süre sonra kıç kontrol ünitesi tarafından yönlendirilmeye başladı. Amiral, hasarlı kruvazörü filodan ayırmak yerine uçak gemisi HMS Eagle’ye eşlik etmesi için 9. Sıraya çekti. İngiliz amiral, İtalyan gemilerinin dönüş yolunu kesmeye kararlıydı. Bu amaçla filosunu yavaşlatıp, rotasını 310°’den 260°’ye değiştirdi. Böylece filo yönünü Taranto’ya çevirdi. Alacakaranlıkta yapılan bu rota değişimiyle İngilizler İtalyanları atlatmayı başardı.

    Amiral Cunnigham, 9 Temmuz sabahı bu başarısını sürdürmek için rotayı 305°’ye çevirdi. Böylece filosunu hem Taranto ile İtalyan filosunun arasında tutacak, hem de olası hava keşiflerinde korunacaktı. İtalyan Yüksek Komutası halen durumun farkında değildi. Saat 14.00 itibariyle İngiliz gemilerini bulma çabasında olan Amiral Campioni, düşman gemilerini aramak için Spartivento Burnu’nun 60 mil güneyine gemi gönderdi. Saat 13.30’da İtalyan kruvazörlerinden havalanan Ro.43 uçaklarının İngiliz gemilerini nihayet buldu. İtalyan gemileri, İngilizler’e tahmin ettiğinden daha yakındı.

    İtalyan savaş gemisi Giulio Cesare

    Öğlen saatlerinde iki düşman filo birbirinde 140 km uzaktaydı. Amiral Cunningham aşırı yavaş olan HMS Malaya ve HMS Royal Sovereign yüzünden bu mesafeyi kapatamayacağını biliyordu. Üstelik HMS Eagle’den kalkan uçakların, İtalyan ağır kruvazörlerine yaptığı başarısız saldırı girişimleri canını sıkıyordu. Bayrak gemisi olan ve hızına güvendiği HMS Warspite’nin filodan ayrılarak İtalyan gemilerine doğru tam yol ilerlemesini emretti. İtalyan Yüksek Komutası, İngilizler’i tuzağa çekmek istiyordu. Plana göre; mümkün olduğu şekilde İtalyan ana karasına yakın yerde angaje olunacak, düşman geri çekilme yolu emniyete alınacak, bu amaçla kuzeye doğru yanıltıcı bir manevra yapılacaktı. Ancak Cunningham istediği gibi İtalyan gemilerinin Taranto’ya dönüş yolunu çoktan kapamıştı.

    Nihayet Müttefik kruvazörleri, HMS Warspite öncülüğünde İtalyan Ana Görev Gücü’nün buldular. İlk temas anında mesafe 23.500 metredir ve iki düşman grubu bu uzaklıktan ateşe başladılar. İtalyan gemileri menzil ve hesaplama bakımından daha iyiydi. Üç dakika içinde aşırı atışlara rağmen doğru mesafeyi bulmuşlardı. Müttefiklerin silah menzilleri İtalyanlar kadar iyi değildi. Atışları kısa düşüyordu. Yine de üstün oldukları bir taraf vardı; atış sıklığı. Birkaç dakika sonra mesafe 20.000 metreye düştü. Artık müttefik silahları, etkili olabilecekleri menzile girmişti. İki tarafın topçuluğu birbirine denkti. 15:22’de İtalyanlar atış üstünlüğünü ele geçirdi. Müttefik gemileri bu şiddetli ateş altında tehlikeye girmişti. Yardımcı Amiral John Tovey, kruvazörleri ateş hattından çıkarmak için geri çekilmeye karar verdi. Güvenli mesafeye çekilmek için yapılan manevralarda kruvazörler ana silahlarını hedeflere yöneltemedi. Bu sırada İtalyan kruvazörü IRM Giuseppe Garibaldi, 152 mmlik mermisiyle HMS Neptune’ye isabet kaydetti. İsabet sonucu mancınık ve keşif uçağı kullanılamaz hale geldi. 15:30’da istenilen mesafeye gelen kruvazörler ateşi kesti. Artık ağır silahların konuşma zamanı geliyordu. Bir grup İtalyan hafif kruvazörü, filo önünde ilerleyen HMS Warspite’ye angaje olmak için harekete geçti. İngilizler bu gemileri Zara sınıfı ağır kruvazör sanıyordu. İngiliz kruvazörleri bu gemilere ateş açtı. Açılan ateşte mermiler yine kısa düştü. Hedefteki IRM Alberico da Barbiano ve IRM Alberto di Giussano hiçbir isabet almadı. HMS Warspite halen çatışmaya dâhil olmamıştı. Beklemesi gereken HMS Malaya vardı, diğer savaş gemisi HMS Royal Sovereign halen gerideydi. Amiral Campioni, iyiden iyiye Warspite’yi gözüne kestirmişti. Adeta sürüden ayrılan bir koyun gibi görüyordu. Elindeki iki savaş gemisini ilerletti. IRM Giulio Cesare 26.400 metreden HMS Warspite’ye ateş açtı. Diğer savaş gemisi Conte di Cavour bu sırada ateşini tutuyordu. Bunun sebebi Jutland Deniz Savaşı’na çok iyi çalışan İtalyan Doktrini’dir. Savaş sırasında birden fazla geminin aynı hedefe ateş açması, hangi geminin doğru mesafeyi bulduğunun, hangi merminin hangi gemiden çıktığının anlaşılmasını zorlaştırıyordu. Bu yüzden onlarca gereksiz atış yapılıyor, gemiler suya veya hedefe düşen mermilerin kendilerine ait olup olmadığını kestiremiyordu. Bu yüzden Conte di Cavour, Amiral Campioni’nin emriyle iki İngiliz savaş gemisini gözaltında tutacaktı. HMS Malaya ve HMS Royal Sovereign’i üzerine çekerken, Giulio Cesare, Warspite’yi zorlayacaktı.

    İtalyan gemilerinin uzağına düşen salvolar.

    Tabii ki Warspite bu plandan habersizce iki düşman savaş gemisine yöneldi. Destek alacağı savaş gemileri uzaktaydı ve bu iki İtalyan ile baş başa kaldığını düşünüyordu. Ana silahlarını bu iki düşman savaş gemisi üzerine paylaştırdı. Aslında Warspite tam anlamıyla bir tuzağa giriyordu. IRM Giulio Cesare, uzaktan yaptığı atışlar HMS Warspite üzerineydi. Ancak salvolar eskort destroyerler HMS Hereward ve HMS Decoy’e isabet etti. Durumu kavrayan HMS Malaya aşırı uzak mesafeden İtalyan gemilerine umutsuzca ateş etmeye başladı. Amiral Campioni, ağır kruvazörlere HMS Warspite’ye ateş emri verdi. Bu yaklaşım esnasında müttefik kruvazörlerinin menziline girdiler. IRM Giulio Cesare, Warspite üzerindeki baskısını iyice arttırmıştı. Menzili iyi hesaplamış ve mermileri Warspite’ye iyice yaklaşmıştı. İşte tam bu sırada HMS Warspite, dünya denizcilik tarihinin isabetli en uzun ikinci salvosunu kaydetti. Tam 24.000 metreden ateşlediği 381 mm mermisi IRM Giulio Cesare’nin kıç güvertesine düştü. İsabet sonucu 37 mm uçaksavar silahının mühimmat deposu infilak etti. İki denizci patlamada hayatını kaybetti. Patlama bununla sınırlı kalmadı. Yangın sonucu oluşan duman makine dairesine doluyordu. Duman yüzünden kazan dairesi kapatıldı. Giulio Cesare iyice yavaşladı. HMS Warspite, İtalyan savaş gemisini batırmak için çok uygun durumdaydı. Ancak oldukça ileri açılmış ve ana filodan kopmuştu. HMS Malaya’nın kendisine yetişmesi gerekiyordu. Bu yüzden sert bir dönüş yapmak zorunda kaldı. Dönüş yüzünden Warspite’nin susan silahları İngilizler’in yaptığı hatayı ortaya çıkardı. HMS Malaya çatışmaya girdiği andan itibaren, HMS Warspite’nin atışlarını kendi atışı sanıyordu. Bu yüzden Giulio Cesare’nin 2500 metre uzağına denk gelen atışlara neden olmuştu. İtalyanlar’ın yapmadığı bu hatayı, usta denizciler, İngilizler yapmıştı.

    Giulio Cesare’nin aldığı isabet sonucu oluşan hasar.

    IRM Conte di Cavour, Giulio Cesare’nin görevini devraldı. İngiliz savaş gemilerini uzak tutmayı başardı. Amiral Campioni, emrindeki destroyerlere sis üretmesini ve torpido saldırısı için harekete geçmeleri emrini verdi. (Bu olay hakkında İngilizler, İtalyanlar’ın gemilerini kaçırmak amaçlı yapıldığını savunuyor) Oluşan sis perdesi, iki İtalyan savaş gemisi ile olan görsel teması kesti. Savaş gemilerinin çatışma dışı kalmasıyla kruvazörler tekrar birbirini yoklamaya başladı. Bu arada Amiral Campioni, IRM Giulio Cesare’nin hasarından dolayı bölgeyi terk etmesi gerektiğini bildirdi. Kruvazör Filo komutanı Amiral Paladini karşı saldırı planı yaptı. IRM Fiume, HMS Liverpool’u kendine hedef seçti. İki İtalyan kruvazör grubunun merkezine geçerek bu gemiye koordineli saldırıya başladı. Takip sonucu İngiliz ana kruvazör grubu ile çatışmaya girildi. HMS Neptune, IRM Bolzano’yu altı kere vurmayı başardı. Torpido odası ve dümen sistemi isabet aldı. Bir süre kilitli dümenle boğuşan Bolzano, koruma ateşi ile çatışma alanından çıkmayı başardı. Bir önceki gün İtalyan uçakları tarafından vurulan HMS Gloucester çatışmaya dâhil oldu. Kendindeki hasara rağmen düşman gemilerine karşılık veriyordu.

    İtalyan savaş gemisi Giulio Cesare, HMS Warspite’yi baskı altına alırken.

    IRM Giulio Cesare çatışma sahası dışında kazanlarından ikisini onarmaya ve hızını 22 knot’a çıkarmayı başardı. Conte di Cavour, tek başına üç savaş gemisi ve bir uçak gemisiyle tehlikeli biçimde yalnız kalacaktı. Bu durumun farkında olan Amiral Campioni, savaş gemisini Messina’ya çekilmesi emrini verdi. Sonraki saatte İtalyan hava desteği yetişti. Uçaklar Eagle, Malaya ve Warspite’ye hasar vermeyi başardı. Bu hava saldırısında 50 kadar uçak kendi gemilerine saldırdı. Bu yanlışlıkta hiçbir İtalyan gemisi ve uçağı hasar almadı. Çatışmanın son safhasında her iki tarafta uzun menzilli torpido atışları denedi. Ertesi gün sığ suda karaya oturan İtalyan Leone Pancaldo destroyeri, Swordfish uçağı tarafından torpidolandı. Ancak bu hasar gemiyi batıramadı.

    Savaşa katılan gemilerin çatışma rotaları.

    Calabria Savaşı, İkinci Dünya Savaşı’nda en fazla gemi ile gerçekleşen ilk büyük deniz çatışmasıdır. İtalyan güçleri 2 savaş gemisi, 6 ağır kruvazör, 8 hafif kruvazör, 16 destroyerden oluşan bir filoya sahipti. Buna karşılık olarak İngilizler 1 uçak gemisi, 3 savaş gemisi, 5 hafif kruvazör, 16 destroyer ile savaşa girmişti. Her iki taraf da çatışma sonrası için zafer ilan etti. Bunun nedeni, İtalyanlar nakliye gemilerini Afrika kıyılarına ulaştırmayı başardı. Müttefikler ise güvenli bir şekilde geri çekildi. Çatışma sonrası, İtalyanlar üzerinde moral bozukluğu yaşattıkları için İngilizler bunu kendi lehlerine saydılar. Kaynaklar savaş sonrası iki amiralin değişik ruh hallerini yorumlarken farklı bakış açılarını da sergiliyordu. Amiral Campioni’nin elinde iki eski savaş gemisi ve deneyimli subaylarına eşit şartlarda gemiler sunamaması, buna rağmen hızlı gemilerinin avantajını iyi kullandığı bir gerçekti. İtalyanlar bu iki eski gemiye yapılacak saldırıda bir varlık gösteremeyeceği endişesi besliyordu. İngilizler ise HMS Royal Sovereign’nin hızının tam bir kabus olduğu, zırhına rağmen HMS York ve HMS Exeter gibi kruvazörlerin ondan daha iyi işler başaracağına kanaat getirdi. Akdeniz’de bulunacak, iyi bir radarla donatılan iki-üç Queen Elizabeth sınıfı savaş gemisinin dengeleri değiştireceği ortadaydı. Bu çatışma sonrası HMS Royal Sovereign iyice gözden düştü. İtalyan tarafında ise taktiksel bir hata vardı. Limanda bekleyen ve operasyonel olan iki Vitterio Veneto sınıfı savaş gemisi çatışmaya sürülmemişti oysa denemeleri süren ve çatışma sahasına 1-2 saat uzakta olan bu gemiler ateş üstünlüğünün İtalyanlar’a dönmesine sebep olacaktı.

    Çatışmaya Avustralya Kraliyet Donanması’ndan hafif kruvazör HMAS Sidney, destroyerler HMAS Vampire, HMAS Voyager ve HMAS Stuart da katılmıştır. Genel olarak değerlendirirsek müttefik atışları daha isabetli olmuştur. İtalyanlar ise uzun menzil avantajını istedikleri gibi kullanamamıştı. Giulio Cesare tamirat için 30 gün limanda kaldı. İronik bir şekilde, Royal Sovereign; Arkhangelsk adıyla ve Giulio Cesare ise Novorossiysk adıyla savaş sonrası Rus donanmasında yan yana görev yaptılar.

    Kaynaklar:

    Content Protection by DMCA.com
Load More
Congratulations. You've reached the end of the internet.