Akdeniz’de Denge Mücadelesi: Calabria Savaşı

İtalya, İkinci Dünya Savaşı’na girdiğinde, Libya’daki güçleri etkili saldırılar için yetersizdi. İtalyan Donanması, Afrika’da bulunan birliklere sürekli tedarik için filolar yolluyordu. Bu takviye konvoylarından biri de 6 Temmuz 1940 günü Napoli’den Bingazi’ye ulaşmak için demir almıştı. Yola çıkan konvoy aynı akşam Catania’dan iki torpido botu ve Messina’da gelen bir yük gemisi ile buluştu. Bu sırada müttefik donanması kısa süre önce İskenderiye’yi terk etmişti. Bu bilgiler ışığında ertesi gün 4 gemiden oluşan Napoli konvoyuna katıldı. Konvoy toplamda 2190 asker, 72 tank, 232 kara taşıtı, 10,445 ton malzeme ve 5720 ton yakıt taşıyordu. İtalyanlar bu konvoy için çok ciddi bir koruma eskort grubu tahsis etmişti. Öyle ki koruma gemileri üç grup halinde bölünmüştü. Koruma filosunun başına Amiral Inigo Campioni getirildi. Campioni, eskort grubuna 8 destroyer ve 4 torpido botu verdi. Kendi kruvazörü ile birlikte üç kruvazör de bu gruptaydı. Eskort grubu nakliye konvoyunu doğrudan koruyan güç olacaktı. İkinci grup, nakliye konvoyunun 35 mil doğusunda, 6 ağır kruvazör ve 4 destroyerden oluşuyordu. 1. Grup IRM Giulio Cesare’nin de bulunduğu 2 savaş gemisi, 8 hafif kruvazör ve 12 destroyerden oluşmakyadı. İtalyanlar’ın bazı gemileri mekanik sorunlar ve yakıt sıkıntısı nedeniyle görev gruplarına alınmadı. İtalyan Grup Komutanları: Eskort Filoda; Amiral Inigo Campioni IRM Pola’da, 1. Grup’ta; Amiral Angelo Iachino IRM Conte di Cavour’da, 2. Grup’da; Riccardo Paladini IRM Fiume’de bulunuyordu. Ayrıca Görev Gücü içinde filo komutanları olarak, Amiral Antonio Legnani, Amiral Matteucci, Amiral Carlo Cattaneo (IRM Trieste), Amiral Luigi Sansonetti görevdeydi.

Müttefik Donanması da benzer bir nakliye görevi icra edecekti. İskenderiye’den yola çıkan filo başka bir İngiliz Üssü olan Malta’ya ilerliyordu. Filoda, tahliye edilen siviller ve eşyaları taşınıyordu. İngilizlerin ikiye böldüğü filodan biri 13 knot, diğeri daha yavaş 9 knot hızla ilerleyecekti. İngilizler de benzer bir şekilde koruma gemilerini 3 görev gücüne böldüler. Görev Gücü A; beş kruvazör bir destroyer, Görev Gücü B; bir savaş gemisi (HMS Warspite) beş destroyer, ana görev grubu olan Görev Gücü C; iki savaş gemisi (HMS Malaya, HMS Royal Sovereign) bir uçak gemisi (HMS Eagle) onbir destroyerden oluşuyordu. Destroyerlerden biri olan HMS Imperial, 8 Temmuz günü basınçlı buhar borularından birinde meydana gelen patlama sonucu gruptan ayrılmak zorunda kaldı. İngiliz gemilerinin komutanlığı Amiral Andrew Cunningham’ a verildi. Cunninghamı’ın yardımcı amirali, birkaç ay önce Alman savaş gemisi DKM Bismarck’ı batıran filoya komuta eden Görev Gücü A’nın başındaki Amiral John Tovey’di. Görev Gücü C ise Amiral Sir Henry Prirdham-Wippel’e verilmiştir.

HMS Eagle

8 Temmuz günü, Tobruk’tan kalkan iki İtalyan Cant Z.06 deniz keşif uçağı İngiliz gemilerini buldu ve yaklaşık 4 saat boyunca takip etti.  Amiral Campioni, konvoyu savunmak amaçlı olarak gemilerine doğuya yönelme emri verdi. Ancak İtalya Yüksek Komutanlığı, bir gece karşılaşmasında savaş gemilerini riske atmak istemiyordu. Olası bir temastan kaçınmaları ve İngiliz gemilerine mümkün olduğunca uzaktan seyir emrini iletti. Yoldaki İtalyan gemileri teknik sorunlar yaşıyordu. Üç destroyer ve iki hafif kruvazör bu sorunlar yüzünden Sicilya’ya yöneldi. Ayrılan gemilere eşlik etmek ve yakıt ikmali için bazı destroyerler de bu gemilerle birlikte ayrıldılar. Eksilen gemiler için Taranto’da bulunan muhripler filoya dâhil edildi. Artık İtalyan filosunda 16 destroyer vardı. Aynı gün İtalyan Hava Kuvvetleri’ne ait bombardıman uçakları İngiliz gemilerine bela olmuştu. Alman pike bombardıman uçaklarının aksine, İtalyan bombardıman uçakları 3600 metreden saldırı yapabiliyordu. Bu saldırı sırasında HMS Gloucester, köprüsünden isabet aldı. Kaptan, 6 subay ve 11 görevli hayatını kaybetti. Ön atış kontrol radarı ve dümen donanımı imha edildi. Komuta edilemeyen gemi bir süre sonra kıç kontrol ünitesi tarafından yönlendirilmeye başladı. Amiral, hasarlı kruvazörü filodan ayırmak yerine uçak gemisi HMS Eagle’ye eşlik etmesi için 9. Sıraya çekti. İngiliz amiral, İtalyan gemilerinin dönüş yolunu kesmeye kararlıydı. Bu amaçla filosunu yavaşlatıp, rotasını 310°’den 260°’ye değiştirdi. Böylece filo yönünü Taranto’ya çevirdi. Alacakaranlıkta yapılan bu rota değişimiyle İngilizler İtalyanları atlatmayı başardı.

Amiral Cunnigham, 9 Temmuz sabahı bu başarısını sürdürmek için rotayı 305°’ye çevirdi. Böylece filosunu hem Taranto ile İtalyan filosunun arasında tutacak, hem de olası hava keşiflerinde korunacaktı. İtalyan Yüksek Komutası halen durumun farkında değildi. Saat 14.00 itibariyle İngiliz gemilerini bulma çabasında olan Amiral Campioni, düşman gemilerini aramak için Spartivento Burnu’nun 60 mil güneyine gemi gönderdi. Saat 13.30’da İtalyan kruvazörlerinden havalanan Ro.43 uçaklarının İngiliz gemilerini nihayet buldu. İtalyan gemileri, İngilizler’e tahmin ettiğinden daha yakındı.

İtalyan savaş gemisi Giulio Cesare

Öğlen saatlerinde iki düşman filo birbirinde 140 km uzaktaydı. Amiral Cunningham aşırı yavaş olan HMS Malaya ve HMS Royal Sovereign yüzünden bu mesafeyi kapatamayacağını biliyordu. Üstelik HMS Eagle’den kalkan uçakların, İtalyan ağır kruvazörlerine yaptığı başarısız saldırı girişimleri canını sıkıyordu. Bayrak gemisi olan ve hızına güvendiği HMS Warspite’nin filodan ayrılarak İtalyan gemilerine doğru tam yol ilerlemesini emretti. İtalyan Yüksek Komutası, İngilizler’i tuzağa çekmek istiyordu. Plana göre; mümkün olduğu şekilde İtalyan ana karasına yakın yerde angaje olunacak, düşman geri çekilme yolu emniyete alınacak, bu amaçla kuzeye doğru yanıltıcı bir manevra yapılacaktı. Ancak Cunningham istediği gibi İtalyan gemilerinin Taranto’ya dönüş yolunu çoktan kapamıştı.

Nihayet Müttefik kruvazörleri, HMS Warspite öncülüğünde İtalyan Ana Görev Gücü’nün buldular. İlk temas anında mesafe 23.500 metredir ve iki düşman grubu bu uzaklıktan ateşe başladılar. İtalyan gemileri menzil ve hesaplama bakımından daha iyiydi. Üç dakika içinde aşırı atışlara rağmen doğru mesafeyi bulmuşlardı. Müttefiklerin silah menzilleri İtalyanlar kadar iyi değildi. Atışları kısa düşüyordu. Yine de üstün oldukları bir taraf vardı; atış sıklığı. Birkaç dakika sonra mesafe 20.000 metreye düştü. Artık müttefik silahları, etkili olabilecekleri menzile girmişti. İki tarafın topçuluğu birbirine denkti. 15:22’de İtalyanlar atış üstünlüğünü ele geçirdi. Müttefik gemileri bu şiddetli ateş altında tehlikeye girmişti. Yardımcı Amiral John Tovey, kruvazörleri ateş hattından çıkarmak için geri çekilmeye karar verdi. Güvenli mesafeye çekilmek için yapılan manevralarda kruvazörler ana silahlarını hedeflere yöneltemedi. Bu sırada İtalyan kruvazörü IRM Giuseppe Garibaldi, 152 mmlik mermisiyle HMS Neptune’ye isabet kaydetti. İsabet sonucu mancınık ve keşif uçağı kullanılamaz hale geldi. 15:30’da istenilen mesafeye gelen kruvazörler ateşi kesti. Artık ağır silahların konuşma zamanı geliyordu. Bir grup İtalyan hafif kruvazörü, filo önünde ilerleyen HMS Warspite’ye angaje olmak için harekete geçti. İngilizler bu gemileri Zara sınıfı ağır kruvazör sanıyordu. İngiliz kruvazörleri bu gemilere ateş açtı. Açılan ateşte mermiler yine kısa düştü. Hedefteki IRM Alberico da Barbiano ve IRM Alberto di Giussano hiçbir isabet almadı. HMS Warspite halen çatışmaya dâhil olmamıştı. Beklemesi gereken HMS Malaya vardı, diğer savaş gemisi HMS Royal Sovereign halen gerideydi. Amiral Campioni, iyiden iyiye Warspite’yi gözüne kestirmişti. Adeta sürüden ayrılan bir koyun gibi görüyordu. Elindeki iki savaş gemisini ilerletti. IRM Giulio Cesare 26.400 metreden HMS Warspite’ye ateş açtı. Diğer savaş gemisi Conte di Cavour bu sırada ateşini tutuyordu. Bunun sebebi Jutland Deniz Savaşı’na çok iyi çalışan İtalyan Doktrini’dir. Savaş sırasında birden fazla geminin aynı hedefe ateş açması, hangi geminin doğru mesafeyi bulduğunun, hangi merminin hangi gemiden çıktığının anlaşılmasını zorlaştırıyordu. Bu yüzden onlarca gereksiz atış yapılıyor, gemiler suya veya hedefe düşen mermilerin kendilerine ait olup olmadığını kestiremiyordu. Bu yüzden Conte di Cavour, Amiral Campioni’nin emriyle iki İngiliz savaş gemisini gözaltında tutacaktı. HMS Malaya ve HMS Royal Sovereign’i üzerine çekerken, Giulio Cesare, Warspite’yi zorlayacaktı.

İtalyan gemilerinin uzağına düşen salvolar.

Tabii ki Warspite bu plandan habersizce iki düşman savaş gemisine yöneldi. Destek alacağı savaş gemileri uzaktaydı ve bu iki İtalyan ile baş başa kaldığını düşünüyordu. Ana silahlarını bu iki düşman savaş gemisi üzerine paylaştırdı. Aslında Warspite tam anlamıyla bir tuzağa giriyordu. IRM Giulio Cesare, uzaktan yaptığı atışlar HMS Warspite üzerineydi. Ancak salvolar eskort destroyerler HMS Hereward ve HMS Decoy’e isabet etti. Durumu kavrayan HMS Malaya aşırı uzak mesafeden İtalyan gemilerine umutsuzca ateş etmeye başladı. Amiral Campioni, ağır kruvazörlere HMS Warspite’ye ateş emri verdi. Bu yaklaşım esnasında müttefik kruvazörlerinin menziline girdiler. IRM Giulio Cesare, Warspite üzerindeki baskısını iyice arttırmıştı. Menzili iyi hesaplamış ve mermileri Warspite’ye iyice yaklaşmıştı. İşte tam bu sırada HMS Warspite, dünya denizcilik tarihinin isabetli en uzun ikinci salvosunu kaydetti. Tam 24.000 metreden ateşlediği 381 mm mermisi IRM Giulio Cesare’nin kıç güvertesine düştü. İsabet sonucu 37 mm uçaksavar silahının mühimmat deposu infilak etti. İki denizci patlamada hayatını kaybetti. Patlama bununla sınırlı kalmadı. Yangın sonucu oluşan duman makine dairesine doluyordu. Duman yüzünden kazan dairesi kapatıldı. Giulio Cesare iyice yavaşladı. HMS Warspite, İtalyan savaş gemisini batırmak için çok uygun durumdaydı. Ancak oldukça ileri açılmış ve ana filodan kopmuştu. HMS Malaya’nın kendisine yetişmesi gerekiyordu. Bu yüzden sert bir dönüş yapmak zorunda kaldı. Dönüş yüzünden Warspite’nin susan silahları İngilizler’in yaptığı hatayı ortaya çıkardı. HMS Malaya çatışmaya girdiği andan itibaren, HMS Warspite’nin atışlarını kendi atışı sanıyordu. Bu yüzden Giulio Cesare’nin 2500 metre uzağına denk gelen atışlara neden olmuştu. İtalyanlar’ın yapmadığı bu hatayı, usta denizciler, İngilizler yapmıştı.

Giulio Cesare’nin aldığı isabet sonucu oluşan hasar.

IRM Conte di Cavour, Giulio Cesare’nin görevini devraldı. İngiliz savaş gemilerini uzak tutmayı başardı. Amiral Campioni, emrindeki destroyerlere sis üretmesini ve torpido saldırısı için harekete geçmeleri emrini verdi. (Bu olay hakkında İngilizler, İtalyanlar’ın gemilerini kaçırmak amaçlı yapıldığını savunuyor) Oluşan sis perdesi, iki İtalyan savaş gemisi ile olan görsel teması kesti. Savaş gemilerinin çatışma dışı kalmasıyla kruvazörler tekrar birbirini yoklamaya başladı. Bu arada Amiral Campioni, IRM Giulio Cesare’nin hasarından dolayı bölgeyi terk etmesi gerektiğini bildirdi. Kruvazör Filo komutanı Amiral Paladini karşı saldırı planı yaptı. IRM Fiume, HMS Liverpool’u kendine hedef seçti. İki İtalyan kruvazör grubunun merkezine geçerek bu gemiye koordineli saldırıya başladı. Takip sonucu İngiliz ana kruvazör grubu ile çatışmaya girildi. HMS Neptune, IRM Bolzano’yu altı kere vurmayı başardı. Torpido odası ve dümen sistemi isabet aldı. Bir süre kilitli dümenle boğuşan Bolzano, koruma ateşi ile çatışma alanından çıkmayı başardı. Bir önceki gün İtalyan uçakları tarafından vurulan HMS Gloucester çatışmaya dâhil oldu. Kendindeki hasara rağmen düşman gemilerine karşılık veriyordu.

İtalyan savaş gemisi Giulio Cesare, HMS Warspite’yi baskı altına alırken.

IRM Giulio Cesare çatışma sahası dışında kazanlarından ikisini onarmaya ve hızını 22 knot’a çıkarmayı başardı. Conte di Cavour, tek başına üç savaş gemisi ve bir uçak gemisiyle tehlikeli biçimde yalnız kalacaktı. Bu durumun farkında olan Amiral Campioni, savaş gemisini Messina’ya çekilmesi emrini verdi. Sonraki saatte İtalyan hava desteği yetişti. Uçaklar Eagle, Malaya ve Warspite’ye hasar vermeyi başardı. Bu hava saldırısında 50 kadar uçak kendi gemilerine saldırdı. Bu yanlışlıkta hiçbir İtalyan gemisi ve uçağı hasar almadı. Çatışmanın son safhasında her iki tarafta uzun menzilli torpido atışları denedi. Ertesi gün sığ suda karaya oturan İtalyan Leone Pancaldo destroyeri, Swordfish uçağı tarafından torpidolandı. Ancak bu hasar gemiyi batıramadı.

Savaşa katılan gemilerin çatışma rotaları.

Calabria Savaşı, İkinci Dünya Savaşı’nda en fazla gemi ile gerçekleşen ilk büyük deniz çatışmasıdır. İtalyan güçleri 2 savaş gemisi, 6 ağır kruvazör, 8 hafif kruvazör, 16 destroyerden oluşan bir filoya sahipti. Buna karşılık olarak İngilizler 1 uçak gemisi, 3 savaş gemisi, 5 hafif kruvazör, 16 destroyer ile savaşa girmişti. Her iki taraf da çatışma sonrası için zafer ilan etti. Bunun nedeni, İtalyanlar nakliye gemilerini Afrika kıyılarına ulaştırmayı başardı. Müttefikler ise güvenli bir şekilde geri çekildi. Çatışma sonrası, İtalyanlar üzerinde moral bozukluğu yaşattıkları için İngilizler bunu kendi lehlerine saydılar. Kaynaklar savaş sonrası iki amiralin değişik ruh hallerini yorumlarken farklı bakış açılarını da sergiliyordu. Amiral Campioni’nin elinde iki eski savaş gemisi ve deneyimli subaylarına eşit şartlarda gemiler sunamaması, buna rağmen hızlı gemilerinin avantajını iyi kullandığı bir gerçekti. İtalyanlar bu iki eski gemiye yapılacak saldırıda bir varlık gösteremeyeceği endişesi besliyordu. İngilizler ise HMS Royal Sovereign’nin hızının tam bir kabus olduğu, zırhına rağmen HMS York ve HMS Exeter gibi kruvazörlerin ondan daha iyi işler başaracağına kanaat getirdi. Akdeniz’de bulunacak, iyi bir radarla donatılan iki-üç Queen Elizabeth sınıfı savaş gemisinin dengeleri değiştireceği ortadaydı. Bu çatışma sonrası HMS Royal Sovereign iyice gözden düştü. İtalyan tarafında ise taktiksel bir hata vardı. Limanda bekleyen ve operasyonel olan iki Vitterio Veneto sınıfı savaş gemisi çatışmaya sürülmemişti oysa denemeleri süren ve çatışma sahasına 1-2 saat uzakta olan bu gemiler ateş üstünlüğünün İtalyanlar’a dönmesine sebep olacaktı.

Çatışmaya Avustralya Kraliyet Donanması’ndan hafif kruvazör HMAS Sidney, destroyerler HMAS Vampire, HMAS Voyager ve HMAS Stuart da katılmıştır. Genel olarak değerlendirirsek müttefik atışları daha isabetli olmuştur. İtalyanlar ise uzun menzil avantajını istedikleri gibi kullanamamıştı. Giulio Cesare tamirat için 30 gün limanda kaldı. İronik bir şekilde, Royal Sovereign; Arkhangelsk adıyla ve Giulio Cesare ise Novorossiysk adıyla savaş sonrası Rus donanmasında yan yana görev yaptılar.

Kaynaklar:

Content Protection by DMCA.com
The following two tabs change content below.
Avatar

Güngör Dağlı

Avatar

Latest posts by Güngör Dağlı (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ABD Ordusunda Kullanılan Kara Muharebe Araçları ve Rolleri

Tarihin En Kısa Süren Savaşı