K-141 Kursk Denizaltı Faciası

Adını Kursk şehrinden alan, Rus Donanmasının Oscar II sınıfı nükleer denizaltısı K-141 Kursk, 12 Ağustos 2000 tarihinde Barents Denizi’nde yürütülen bir Rus deniz tatbikatı esnasında art arda duyulan iki farklı patlamanın ardından battı. Bu tatbikatın, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra gerçekleştirilen ilk büyük Rus Deniz tatbikatı olması, bu gizemli kazadan sonra bir dizi örtbas ve itibar koruma çabalarını beraberinde getirdi. Rus hükumetinin bu tutumu bilançoyu ağırlaştırdı ve 118 kişilik denizaltı mürettebatının tamamı hayatını kaybetti.

“Batmaz” bir denizaltı olarak görülen Kursk’un doğrudan bir torpido darbesine karşı dayanabileceği iddia ediliyordu. Dış gövdesi diğer denizaltıların ve yüzey gemilerinin algılama kabiliyetini en aza indiren 80 milimetrelik bir kauçukla kaplanmış 8 milimetrelik çelik plakalar kullanılarak inşa edilmişti. İç basınçlı gövde ise yüksek kaliteli 50 milimetrelik çelik plakalardan üretilmişti. Bu iki gövde birbirinden 1 ila 2 metre arasında bir boşlukla ayrılıyordu ve iç gövde 9 farklı su geçirmez bölmeden oluşuyordu.

Tatbikat

12 Ağustos 2000 sabahında Kursk, Rus Donanmasının 10 yılı aşkın bir süredir planladığı ilk büyük ölçekli deniz tatbikatına katılmak üzere Barents Denizi’ndeydi. Tatbikat, hem büyük ölçekli olmasından hem de Sovyetler’in dağılmasından sonraki ilk gövde gösterisi olması açısından Rus Hükumeti için oldukça önemli bir organizasyondu.

Bu tatbikatta Kursk’un da içerisinde bulunduğu 3 denizaltı ve 30 gemi yer alıyordu fakat Kuzey Filosu’nun en iyi mürettebatına sahip olduğu kabul edilen bu denizaltı, tatbikatın diğer unsurlarından daha fazla dikkat çekiyordu. Yakın zamanda gösterdiği yüksek performanstan dolayı bir ödül kazanan Kursk, donanmada her zaman bir savaş yükü taşıma yetkisine sahip olan birkaç denizaltıdan biriydi. Bu savaş yüküne anti-denizaltı füzesi ve en iyi hava savunma sistemlerini yok edebilmek için tasarlanan seyir füzesi de dahildi. Bu organizasyon bir tatbikat olmasına rağmen Kursk, konvansiyonel savaş silahlarının tamamını yüklenmişti.

Tatbikat Rusya ve Norveç’in kuzeyinde yer alan Barents Denizi’nde gerçekleşiyordu. (Görsel: Das steinerne Herz)

İlk Patlama

Yerel saatle 08:51’de Kursk, torpido tatbikatına başlamak üzere izin istedi. Olumlu cevap aldıktan sonra ciddi bir gecikmenin ardından denizaltı, Kirov sınıfı bir muharebe kruvazörü olan Pyotr Velikiy’e savaş başlığı içermeyen 2 adet sahte torpido ateşlemek üzere ayarlandı. Saat 11:29’da torpido odası ekibi ilk tatbikat torpidosunu (Tip-65) savaş başlığı olmadan Kursk’un sancak tarafındaki 4 numaralı torpido kovanına yükledi.

Rus Tip-65 torpidosu.
(Görsel: www.warcyb.org Nisan 2021)

Saat 11:29:34 (07:29:50 GMT)’de Norveç’teki (NORSAR) ve dünyanın diğer yerlerindeki sismik detektörler, Richter ölçeğine göre 1.5 büyüklüğündeki bir sismik olayı kaydetti. Sismik olayın koordinatları Murmansk’ın kuzey-doğusunda, Norveç’ten yaklaşık 250 kilometre ve Kola Yarımadası’ndan 80 kilometre uzaklıkta sabitlendi.

İkinci Patlama

Saat 11:31:48’de, yani ilk patlamadan 2 dakika 14 saniye sonra, Richter ölçeğine göre 4,2 büyüklüğünde –başka bir deyişle ilk patlamadan 250 kat daha büyük- bir sismik olay Kuzey Avrupa’daki sismograflara kaydedildi. Gerçekleşen bu ikinci patlamanın etkisinin 2-3 ton TNT’ye eşit olduğu ifade edilmişti.

Kaydedilen ikinci patlamanın sismik verileri, patlamanın deniz yatağı ile neredeyse aynı derinlikte meydana geldiğini gösteriyordu ve ilk patlamanın gerçekleştiği nokta ile arasında 400 metre mesafe yer alıyordu.

Patlamalar gerçekleşirken Norveç’te 3 farklı noktada kaydedilen sismik hareketlilik.
(Görsel: http://www.nrpa.no/dav/3b3a226c34.pdf Nisan 2021)

Patlamadan Sonrası

Tatbikattaki diğer denizaltılardan biri olan Karelia’nın mürettebatı patlamayı tespit etmişti fakat kaptan bu patlamayı tatbikatın bir parçası olarak değerlendirdi. Sahte torpidoların hedefi olan Pyotr Velikiy’de ise mürettebat, su altı patlamalarına özgün bir hidro-akustik sinyal algıladıklarını ve gövdelerinin titrediğini filo karargahına bildirdiler ancak raporları göz ardı edildi.

Kursk’un görevini tamamlaması için planlanan süre, denizaltıyla iletişim kurulamamasına rağmen 13:30’da sona erdi. İletişim cihazlarının sık sık arızalanmasına alışkın olan Filo Komutanı Amiral Vyacheslav Alekseyevich Popov, başlangıçta alarma geçmedi. Sonrasında kaldırılan bir helikopter Kursk’u deniz yüzeyinde aradı fakat bulamadı.

Bu tip kazalarda kullanılmak üzere bir kereste gemisi, kurtarma gemisine (Mikhail Rudnitsky) dönüştürülmüştü fakat olumsuz hava koşullarından dolayı mevcut donanımlarıyla bu geminin kurtarma operasyonu düzenlemesi mümkün görünmüyordu. Yine de gemi operasyona hazırlandı fakat gece yarısına kadar limandan ayrılması istenmedi.

Helikopterlerin ve uçakların yanı sıra filodaki diğer gemiler de Kursk’u arıyordu. Saat 18:00’da planlanmış bir iletişim kontrolünü sağlaması gereken Kursk’tan herhangi bir sinyal alınamayınca Kuzey Filo Komutanlığı endişelendi ve 18:30’da yüzeyde yeni arama çalışmaları yürütüldü. Saat 22:30’da Kuzey Filosu’nun acil durum ilan etmesiyle tatbikat durduruldu. Filo Komutanı Amiral Popov, ilk patlamadan neredeyse 10 saat sonra resmi olarak ilk arama kurtarma emrini verdi. Denizaltının batmasından 12 saat sonra ise durumu Kremlin’e bildirdi. Fakat Savunma Bakanı Igor Sergeyev ertesi gün saat 07:00’ye kadar Putin’e bu olaydan bahsetmeyecekti. Cumartesi günü öğle saatlerinde gerçekleşen facianın ardından Pazar günü muhabirlere, tatbikatın oldukça başarılı bir şekilde sürdürüldüğü servis edildi.

Rus denizciler, Kursk’u arıyor.
(Görsel: http://www.navy.mil/view_image.asp?id=27167 Nisan 2021)

Resmi bilginin Kremlin’e ulaştırılmasına kadar geçen süre zarfında hali hazırda sismik olayları kaydeden ve tatbikatı takip eden diğer devletler durumun farkına varmıştı. Başta ABD olmak üzere, İngiltere, Almanya, Fransa, İsrail, İtalya ve Norveç’ten arama kurtarma çalışmalarına yardım teklifi yapılsa da tüm dış yardımlar reddedildi. Bu tutumun iki ana sebebi vardı. Rus hükumeti hem askeri sırlarını ve teknolojilerini gizli tutmak istiyordu hem de yardım alarak itibarlarının zedeleneceğini, bu durumun kötü bir imaj yaratacağını düşünüyordu.

14 Ağustos Pazartesi günü –patlamadan iki gün sonra- ilk resmi duyuru yapıldı. Medyaya Kursk’un “küçük teknik sorunlar” yaşadığı için tabana oturduğu, mürettebatla temas kurulduğu ve herkesin hayatta olduğu servis edildi. Ardından donanmadaki üst düzey subaylar da kaza hakkında çeşitli açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalarda Kursk’un bir NATO denizaltısıyla çarpıştığı için battığı iddia ediliyordu. Rus Donanması’nın komutanları bu asılsız iddiayı felaketten sonraki 2 yıl boyunca sürdürdü.

Geç Kalınan Kurtarma Girişimi

Kazadan sonraki 5. Gün, henüz hiçbir açıklamada bulunmayarak tepki çeken Vladimir Putin, İngiliz ve Norveç hükumetlerinin yardım teklifini kabul etti ve denizaltıyı kurtarmak için uygun donanımlı ve kapsamlı kurtarma çalışması başlamış oldu. Tüm çalışmalara rağmen facianın 9. gününde hiçbir mürettebatın hayatta kalmağı doğrulandıktan sonra Rus Kuzey Filosu Genelkurmay Başkanı Mikhail Motsak, Kursk’un sular altında kaldığını ve tüm mürettebatın öldüğünü kamuoyuna duyurdu.

İngiliz derin dalgıç kurtarma aracı LR5.
(Görsel: JOC David Fliesen, U.S. Navy)

Takip eden günlerde medyaya çeşitli açıklamalar servis edildi ve halkın hükumete karşı tavır almasının önüne geçilmeye çalışıldı. Ailelerle yapılan bir canlı yayın esnasında, bir mürettebatın annesi Putin’i yalan söylemekle suçladı. Canlı yayın esnasında sinirli bir şekilde tepkisini gösteren bu kadına (KGB görevlisi olduğu düşünülen sivil kıyafetli bir kadın tarafından, kıyafetinin üzerinden bir enjeksiyon yapıldı ve öfkeli annenin aniden konuşma yetisini kaybederek sakinleştiği görüldü. Uzun zaman sonra anne, bu enjeksiyonun ağzının kapatılması için zorla yapıldığını açıkladı.

Putin, faciada hayatını kaybeden mürettebatın yakınlarıyla görüşüyor.
(Görsel: Kremlin.ru Nisan 2021)

Enkazın Çıkarılması

Kursk’un enkazı 2001 yılında iki Hollanda firmasının işbirliğiyle yüzeye çıkarıldı. İlk incelemelerde denizaltıda önce bir torpidonun infilak ettiği ardından oluşan yüksek sıcaklık ve basıncın diğer torpidoları infilak ettirerek ikinci büyük patlamaya sebep olduğu anlaşıldı.

Çıkarılan K-141 Kursk enkazı.

Olayla ilgili kayda değer hiçbir yaptırım uygulanmadı. Prosedürdeki ve teçhizattaki bir dizi ihmal zincirine rağmen facia bir teknik arıza olarak nitelendirildi. Kurtarma çalışmaları hakkında ise tüm denizcilerin ilk sekiz saat içerisinde öldüğü dolayısıyla hiçbirinin mevcut zamanda kurtarılmasının mümkün olmadığı söylendi. Sonuç olarak bu facianın bir parçası olmuş kimse hakkında doğrudan bir suçlama yapılmadı. Birkaç görev değişikliği ve tazminat ödeneği ile mürettebatın aileleri memnun edilmeye çalışılsa da aileler hiçbir zaman yaşananları sindirmedi.

İhmaller Zinciri

Facianın üzerinden neredeyse 2 yıl geçtikten sonra Rusya Başsavcısı Vladimir Ustinov’un yayınladığı bir raporda faciaya çarpıcı disiplin ihlallerinin, kalitesiz, eskimiş ve bakımsız teçhizat kullanımının, kötü ve yetersiz bir süreç yönetiminin sebep olduğu yer alıyordu.

Yapılan araştırmalarda Kursk’taki ilk patlamayı, ateşlenmek üzere hazırlanan torpidodaki yüksek konsantrasyonlu hidrojen peroksit (HTP) yakıtın başlattığı görüldü.

Torpidoda yer alan HTP ünitesinin konumu.

HTP normal şartlarda bir katalizörle temas edene kadar stabil halde bulunmaktadır. Fakat bir katalizörle temas ettiğinde oksitleyici olarak son derece hızlı bir şekilde buhar ve oksijen üretir ve hacmi 5000 kat genişler. Bu tepkime aslında HTP’nin torpidonun motorundaki gazyağı ile birleşerek ani bir şekilde geleneksel torpido yakıtlarına kıyasla daha yüksek hız ve menzil elde edilmesi için kullanılıyordu.

Torpidoda bulunan bir çatlaktan sızan HTP, torpido tüpünün imal edildiği bronz ve pirinçte bol miktarda bulunan bakır ile temas ederek, yakıt bitene kadar durdurulması imkansız olan bir reaksiyonu başlatmıştı.

Sızıntının neden gerçekleştiği hakkında yapılan soruşturmalarda torpido gövdesindeki kaynakların, tatbikat amacıyla savaş başlığı taşımadan kullanılacağı için özensiz yapıldığı, uzun yıllardır bakımsız şekilde bekletildiği belirtilmişti. Aynı zamanda limanda yükleme yapmak için kullanılan vinç arızalı olduğundan usulüne aykırı şekilde yapılan yüklemede bir torpidonun düşürüldüğü, buna rağmen denizaltıya yüklendiği ifade edilmişti.

Olası tehlikelere karşı denizaltının diğer bölümleri gibi torpido bölmeleri de birbirinden ayrılmıştı. Fakat yine bir ihmal yapılarak havalandırmaya ait bir valf açık bırakılmış ve ilk patlamanın oluşturduğu yüksek sıcaklık ve basınç bu valf ile diğer bölmelere saniyeler içerisinde aktarılmıştı.

İlk patlamayla torpido odasındaki mürettebat anında hayatını kaybetmişti. Daha sonra bu patlamanın etkisiyle 7 torpido daha infilak etmişti. İkinci patlamanın etkisi o kadar büyüktü ki torpido bölmesi ve ona yakın olan diğer tüm kompartımanlardaki mürettebat acil durum sinyali dahi gönderemeden anında hayatını kaybetmişti.

Denizaltının 118 kişilik mürettebatından yalnızca 23’ü bu patlamalardan sağ kurtularak geminin patlamaya en uzak bölümü olan dokuzuncu bölmesine sığınmıştı. Burada hayatta kalmaya çalışan mürettebat yükselen su seviyesiyle birlikte tükenen oksijeni dengelemek için potasyum süperoksitten üretilen kimyasal oksijen kartuşunu kullanıyordu. Bu kartuş sayesinde karbondioksit emilerek oksijen açığa çıkarılıyordu. Ancak kartuş değişimi yapılırken yanlışlıkla deniz suyuna düşürülen potasyum süperoksit ani bir patlama ve yangınla mürettebatın bir kısmını daha öldürdü. Oluşan yangın da kalan oksijeni tükettiği için sağ kalan son mürettebat da kurtarma ekipleri bölmeye erişim sağladığında çoktan hayatın kaybetmişlerdi.

Değerlendirmeler

Bu çalışmada şimdiye kadar olay öncesinde ve sonrasında gerçekleşen bir dizi ihmalden söz edilmiştir. Bu bölümde ise bu vaka hakkında genel bir değerlendirme yapılacaktır.

Vaka analiz diyagramı. (Görsel: Arif Emre Hatuk)
  • HTP, ucuz ve güçlü bir yakıt olmasına rağmen oldukça tehlikeli olduğu defalarca gözler önüne serilmiştir. 1950’li yıllardan beri kullanılan bu yakıt daha önce de torpidoların infilak etmesiyle çok sayıda can aldığı için diğer donanmalar tarafından kullanılması yasaklanmıştır. Bu olaylardan 50 yıl sonra hala HTP yakıt kullanılması felakete davetiye çıkarmıştır.
  • Mühimmat üretimi gibi ciddi bir alanda üretim yapan firmaların katı standartlara ve sağlıklı işleyen bir kalite kontrol sürecine sahip olmasının zorunluluğu bu vakada net bir şekilde görülmüştür. Bu torpidoların özensiz kaynakları denetlenerek büyük bir facianın önüne geçilebilirdi.
  • Tatbikatın öneminden dolayı hızlı bir şekilde yürütülen hazırlık çalışmalarında arızalı vincin onarılması ya da yeni bir vincin getirilmesi beklenmeyerek usule uyulmamıştır.
  • Kursk tasarlanırken olası patlama ve kazalara karşı dayanıklı olmasına rağmen ateşleme esnasında bir havalandırma valfinin açık bırakılması, bölmeler arası izolasyonu engelleyerek ikinci patlamaya sebep olmuş ciddi bir ihmaldir.
  • Dünyanın birçok yerinde ciddi bir sismik olay olarak kaydedilen ikinci patlamanın fark edilmesine rağmen olağan bir durum gibi karşılanması ve saatlerce durumun ciddiyetinin göz ardı edilmesi tüm bu ihmaller zincirinin en kritik halkasını oluşturmaktadır.
  • Geç de olsa verilen arama kurtarma emrinden sonra gerekli donanıma sahip bir geminin bulunmaması, var olan kurtarma araçlarının ise yıllardır tersanelerde onarım için bekliyor olması, devletin önceliklerini ve personele verilen değeri acı bir şekilde göstermektedir.
  • Çernobil faciasından da hatırlanacağı gibi hükumetin itibarını kaybetmemek, uluslararası imajını zedelememek adına ne pahasına olursa olsun yardım tekliflerinin reddedilmesi hatta olayın günlerce gizli tutulması, açıklandıktan sonra da çeşitli manipülasyonlarla çarpıtılmasının sağlıklı bir politika olmadığı aşikardır.

Tüm bu felaketin ardından yine yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı suçluların gerekli yaptırımları görmemiş olması, ailelerin ise bazen tazminat, bazen uyuşturucu iğnelerle susturulmaya çalışılması, olası yeni felaket senaryoları için hiç güven vermemektedir.

Hatıra

Kursk’un yelkeni, Murmansk’taki bir kilisede anıt dönüştürüldü. Anıtta “Barış zamanında ölen denizaltı mürettebatına” adandığı yazmaktadır.
(Görsel: https://www.flickr.com/photos/cmichel67/18993375164/ Nisan 2021)
Thomas Vinterberg’in yönettiği aksiyon ve tarih filmi Kursk’te, 2000 yılında gerçekleşen ve 120 Rus askerinin ölümüyle sonuçlanan K-141 Kursk denizaltı felaketi ve sonrasında yaşanan olaylar anlatılıyor. Mürettebat yaşam mücadelesi verirken aileleri de onları kurtarmak için siyasi engeller ve zorluklarla mücadele etmek zorundadır.
(Görsel ve açıklama: https://www.sinemalar.com/film/238732/kursk Nisan 2021)

Kaynaklar ve İleri Okuma

  • https://www.theguardian.com/world/2001/aug/05/kursk.russia
  • http://nucnews.net/nucnews/2000nn/0008nn/000818nn.htm
  • https://yenra.com/russian-submarines/kursk/
  • https://web.archive.org/web/20120206224817/http://www.largeassociates.com/kurskpaper.pdf
  • https://books.google.com.tr/booksid=OADs4vQy_W8C&pg=PA32&redir_esc=y#v=onepage&q&f=false
  • https://web.archive.org/web/20110613060146/http://www.avtonomka.org/vospominaniya/vitse-admiral-ryazantsev-valeriy-dmitrievich/45-glava-ix-spasatelnaya-operatsiya.html
  • https://web.archive.org/web/20110519220025/http://www.sptimesrussia.com/story/14499
  • http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/2078927.stm
  • http://channel.nationalgeographic.com/videos/kursk-sinking/
  • https://books.google.com.tr/books?id=oA9GsW_6H6AC&redir_esc=y
  • http://content.time.com/time/world/article/0,8599,2056246,00.html
  • Robert Moore (2002). A Time To Die: The Kursk Disaster. Bantam Books. ISBN 0-553-81385-4.
  • Barany, Zoltan (2004). The Tragedy of the Kursk: Crisis Management in Putin’s Russia. Government and Opposition 39.3, 476–503.
  • Truscott, Peter (2004): The Kursk Goes Down – pp. 154–182 of Putin’s Progress, Pocket Books, London, ISBN 0-7434-9607-8.

Content Protection by DMCA.com

2 Replies to “K-141 Kursk Denizaltı Faciası”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir