Lend-Lease Programının Genel Analizi

Bu yazımda İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’nin Birleşik Krallık, Çin, Fransa ve SSCB başta olmak üzere müttefik ülkelere uygulanan askeri destek programından ve bunun mali boyutundan bahsedeceğim.

Amerika Birleşik Devletleri, Pearl Harbor saldırısından yaklaşık 9 ay önce 11 Mart 1941 tarihinde çıkartılan “Lend-Lease” kanunu (Ödünç Verme ve Kiralama Yasası) ile müttefik devletlere askeri malzeme, ekipman ve araç yollamaya başladı ve bu süreç savaşın sonuna kadar sürdü. ABD dışında, İngiltere ve Kanada gibi müttefik ülkeler de ayrıca öz destek programları düzenleyerek, başta SSCB olmak üzere diğer müttefik devletlere destek yollamışlardır.

ABD Başkanı Roosevelt, 1941 yılında Çin ve İngiltere’ye yönelik düzenlenecek yardım programına dair metni imzalıyor.

ABD’yi Lend-Lease Programına İten İktisadi Nedenlerin Değerlendirilmesi

ABD’nin böyle bir organizasyona girişmesinin, savaşın seyrinin politik ve stratejik öneminin dışında farklı nedenleri de vardı. Lend-Lease her ne kadar “Birleşik Devletler’in savunması için” şiarıyla ön plana çıkartılsa da perde arkasında yatan ekonomik nedenlerin iyi tahlil edilmesi gerekir.

Franklin Delano Roosevelt, ABD’nin 32. Başkanı olarak 4 Mart 1933 yılında göreve geldiğinde 1929’da yaşanan ve kara bulutları ABD ekonomisinin üzerinden henüz kalkmamış olan ekonomik krizin etkileriyle yüz yüze gelmişti. 1933 yılında tüketim mallarına olan talep (buna zorunlu tüketim malları da dahildir) hala çok düşüktü çünkü satın alma gücü inanılmaz boyutlarda düşmüştü. Reel sektörde karlılık neredeyse sıfırlanmıştı. Başkan Roosevelt bu sorunları çözmek amacıyla “New Deal” olarak isimlendirdiği programını uygulamaya koydu.

Büyük Buhran sırasında Oklahoma’da sefalet içinde yaşamaya çalışan fakir anne ve çocukları.

New Deal kapsamında uygulamaya konan ekonomik reform ve düzenlemeler, yaklaşık 241 yıllık ABD tarihinde anayasal olarak resmiyette olmasa da devletçilik ilkesinin ve sosyal devlet aygıtının işletildiği ilk ve tek dönemdir. 1933-1937 arasında geçen bu dönemde bankacılık sektörüne devlet müdahalesi yapılmış, üreticilere ücret konusunda sübvansyon yapılmak suretiyle düşük saatli işçi çalıştırılarak kotalı üretim gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda hem işsizlikle mücadele edilmiş, hem de agresif fiyat politikaları ile tüketim mallarına olan talep yükseltilerek karlılığın iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışamayacak durumdaki kimseler için sigorta fonları düzenlenmiştir. Öte yandan yüksek yatırım gerektiren projelere de devlet finansmanı sağlanarak müteşebbisler üzerindeki yük azaltılmaya çalışılmıştır. Başkan Roosevelt bu çalışmaları ile orta vadede ekonomiyi toparlamada başarılı olmuştu. Fakat elbette bütün bunların bir bedeli de olacaktı.

ABD’nin kısa süreli “devletçilik” döneminin sembol haline gelmiş projelerinden biri: Hoover Barajı. Baraj projesi aslında 1928 yılında ihale edilmişti ancak araya giren ekonomik kriz ile barajın inşaatı kalmıştı. 1931 yılında barajın inşasına tekrar başlandı ve Roosevelt döneminde şirkete devlet desteği sağlandı. 1935 yılında inşaatı tamamlanan baraj aynı yıl hizmete girdi.
Başkan Roosevelt 1935 yılında, Hoover Barajının açılış töreninde konuşma yapıyor.

Bütün bu ekonomik reformlar alt gelir grubundaki insanların hayat standartlarını oldukça iyileştirmişti ancak reformların gerçekleştirilme sürecinde eskiye nazaran çok daha “etkin” bir vergilendirme sistemi kullanılmıştı. Piyasanın rekabet koşulları görmezden gelinmişti. ABD’nin sosyo-kültürel gündeliğinin merkezinde yatan liberalizm olgusunun bu denli “tahrif edilmesi” ekonomik özgürlüğüne kısmen de olsa set çekilen büyük sermayedarların işine gelmiyordu. 1930’ların sonuna doğru ABD ekonomisi, devlet ile sermayedarlar arasında yeni bir iç gerilime doğru gitme eğilimindeydi.

İşte tam da bu kritik noktada İkinci Dünya Savaşı’nın ayak sesleri ve arkasından gelen Lend-Lease süreci, ABD ekonomisini yeniden ipten alan bir çeşit ilaç görevini üstlendi. Kredilendirme yoluyla askeri fabrikalar inşa edildi ve bu sayede geniş istihdam olanakları yaratılmaya başlandı. Genç erkek nüfusun yavaş yavaş orduya katılması geçiçi de olsa işsizlik oranlarını belli ölçüde düşürdü. Pearl Harbor’dan sonra bu süreç daha da hızlandı. Artık askeri üretim tesislerinde her gün binlerce araç ve malzeme imal ediliyordu. Tersanelerde savaş ve ticaret gemilerinin üretimi de hız kazanmıştı. Ordu ihtiyaçları için sürekli talepte bulunuyordu ve askeri ihaleler, proje tanıtımları birbirini izler hale gelmişti. Tasarım büroları 24 saat faaldi. ABD artık yalnızca kendi ordusunu değil, dünyanın önde gelen bütün büyük devletlerin ordularını donatacak düzeyde üretim yapıyordu. Hal böyleyken Roosevelt’in yıllarca emek harcayarak düzenlediği ve hayata geçirdiği reformlar tamamen olmasa da (örneğin Merkez Bankası gibi) büyük oranda terk edilmeye başlanmıştı. Çünkü ekonomik konjonktür, gelişen savaş olgusuyla birlikte kendi sistemini yaratmıştı.

Lend-Lease Programının Ayrıntıları

Yardımlar ülkeler arasında çeşitli yöntemlerle iletiliyordu. Örneğin ABD’den Birleşik Krallık’a giden gıda yardımı konvoyları, ağır silahlar ve Alman u-botlarına karşı kullanılmak için geliştirilmiş sonar ve su altı bombası sistemleri ile donatılmış savaş gemilerinin refakatinde yollanıyordu. ABD’nin savaşa girmesinden sonra Atlantik’te müttefiklere büyük kayıplar verdiren Alman denizaltılarının etkinliği de hızla azalmıştır (bu konuda Fransa’dan sağlanan istihbaratın etkisi de gözardı edilmemelidir).

ABD’nin yardım konvoylarıyla Britanya anakarasına ulaştırılan gıda paketleri içerisinde yer alan sosis ve yumurtalarıyla objektiflere gülümseyen İngiliz kadın ve çocuklar.

SSCB’ye yollanan yardımlar ise 3 farklı rota aracılığıyla ulaştırılıyordu: Kutup konvoyları (Kuzey Buz Denizi), Pasifik rotası ve İran koridoru.

Kutup Konvoyu İngiltere’den yollanan konvoylar için kullanılan temel hattı. 1941-1945 arası İngiliz konvoyları bu hattı kullanırken Alman denizaltıları tarafından uğradıkları saldırılarda 85 adet ticaret gemisi ile 16 adet savaş gemisi kaybettiler. Almanlar ise 30 denizaltı ve 4 savaş gemisini bu saldırı operasyonları sırasında kaybetmiştir. İngiltere tarafından SSCB’ye ulaştırılan bu yardımlar Stalingrad zaferinden sonra gerçekleştirilen karşı saldırı esnasında ve Kursk savunmasında oldukça kritik rol oynamıştır.

HMS Sheffield gemisinde tamamen buz tutmuş 20 inçlik projektörü kontrol eden bir görevli. Buzlanmanın şiddetinden gerçekleştirilen seferin düşman tehditinin dışında iklimsel olarak da ne kadar zor geçtiğini anlıyoruz.
HMS Inglefield gemisinin güvertesinde “buz temizliği” yapmaya çalışan mürettebatlar.
Lend-Lease programı kapsamında hazırlanmış bir propaganda posteri. Altındaki açıklamada şöyle yazıyor: Sovyet savaş uçaklarının eşliğinde İngiliz gemilerinin büyük bir konvoyu, Kızıl Ordu için yaşamsal malzemelerle Murmansk limanına doğru yola çıktı.

ABD tarafından SSCB’ye ulaştırılan yardımlar savaşın ilk aşamasında Pasifik Okyanusu üzerinden taşınmıştır. Bu bölge Japon tehditi altında olsa da hem niteliksel, hem de niceliksel olarak Japon donanmasından üstün konumda olan ABD donanması ciddi kayıplar vermeden bu yardım harekatını sürdürmüştür. Sovyet askeri üretim tesislerinin Ural bölgesine taşınma sürecinde yaşanan üretim kaybını kapatmak için Alaska’dan, Sibirya’ya havayolu ile ayrıca ikmal yapılmıştır.

İran Koridoru, Afrika Cephesinin kapanması ve SSCB’nin Kafkasya civarını güvenceye almasından sonra 1943 Tahran Konferansı ile oluşturulmuş Lend-Lease ikmal hatlarından biridir. ABD bu yeni ikmal hattını trenler ve kamyonlar ile kullanarak SSCB’ye Azerbeycan üzerinden yardım ulaştırmıştır.

1943 yılında Roosevelt Tahran Konferansı kapsamında İran’da, Şah Rıza’nın oğlu ile görüşüyor.
1944 başlarında SSCB’ye malzeme götüren bir ABD kamyonu.
İran üzerinden SSCB’ye yollanan yardımı taşıyan trenin Amerikan ve İngilizlerden oluşan mürettebatı.

SSCB’ye gönderilen bu yardımlar sayesinde Sovyet komuta kademesi cephe gerisinde savaşa yollanmak için yeni eğitilen birimlere yapılan malzeme ve mühimmat harcamaları ve bekletilen ihtiyatların donatımı konusunda hayati önemde zaman kazanmıştır.

Müttefiklerin kendi aralarında vardığı anlaşmaya göre, savaştan sonra yardım olarak gönderilen malzeme ve araçlar geri ABD’ye yollanacaktı ya da maddi değerleri belirlenip taksitlendirme gibi yöntemlerle bedeli ödenecekti. Fakat bu büyük oranda hiçbir zaman gerçekleştirilmemiştir (az sayıdaki ödeme programları için de ABD çok büyük indirimler yapmıştır.). Bu durumun en büyük nedeni ise araç, gereç ve malzemelerin yıpranma paylarının iyi hesaplanamaması ve Soğuk Savaş sürecinin niteliklerinin tam manasıyla tespit edilememiş olmasıdır. Bu kadar geniş çapta eski ve kullanılmış araç ve malzemenin geri ABD’ye yollanması için yapılacak masrafın boyutunun, eldeki araç ve malzemelerin maddi değerinden çok daha fazla olacağı geç de olsa anlaşılmıştı. Öte yandan askeri doktrinler de inanılmaz bir hızda değişmişti. Çoğu malzeme ve araç Truman döneminde çeşitli ülkelere hibe edildi, bu sayede hem lojistik masrafından kaçınılmış olundu, hem de Soğuk Savaşın erken dönemlerinde Batı bloğuna “sempati ile bakabilecek” ülkeler elde edildi.

Sayılarla Lend-Lease Programı

Avrupa’daki zafer gününe kadar ABD’nin uyguladığı Lend-Lease programının maliyetine ilişkin sayısal veriler şöyle (yazımın son kısmında paranın günümüzdeki karşılığına yönelik bir kıyaslama da yapacağım):

ABD, Lend Lease programına 1941-1945 yılları arasında 50.1 milyar dolar harcamıştır.

50.1 milyar dolarlık bu harcama, ABD’nin 2.Dünya Savaşı sırasında yaptığı toplam parasal savaş harcaması tutarının %17’sine denk gelmektedir.

Bu parasal harcamanın ülkelere göre dağılımı ise şöyle: 31.4 milyar dolar İngiltere’ye, 11.3 milyar dolar SSCB’ye, 3.2 milyar dolar Fransa’ya, 1.6 milyar dolar Çin’e, kalan 2.6 milyar dolar ise diğer bir çok devlete yollanan askeri araç gereçlere harcanmıştır.

50.1 milyar dolarlık bu harcamanın parasal değerini bugünün ekonomik konjonktürüne uyarlamak istersek, şuanda bu paranın karşılığı tam 660 milyar dolardır. 2015 yılında ABD’nin Amerikan ordusu için toplam 621.5 milyar dolarlık askeri harcama yaptğını göz önüne alırsak bu paranın boyutunu anlamamız ve kıyaslamamız kolaylaşacaktır.

Savaştan Görsellerle Lend-Lease

İngiliz malı Studebaker US6 kamyonu üzerine entegre edilmiş BM-13N Katyusha. Fotoğraf Moskova Savaş Müzesinde çekilmiş.
Üzerine büyük harflerle Stalin yazılmış İngiliz Valentine tankı gemiye yüklenmek üzere heyecanlı bakışlarla seyreden halkın arasından kamyonla naklediliyor.
Polonya ordusu tarafından kullanılan ABD üretimi Willys Jeep.
Rus ordusu tarafından kullanılan Sherman tankları Viyena’da. Arkada ise SU-85 görülmekte.
SSCB ordusundaki İngiliz Churchill tankı.
SSCB ordusundaki İngiliz Spitfire uçakları.

İleri Okuma:

Kemp, Paul (1993). Convoy: Drama in Arctic waters. Arms and Armour.

Vail Motter, T.H. (1952). The Persian Corridor and Aid to Russia.

Woodman, Richard (2004). Arctic Convoys 1941-1945.

Hancock, G.W. and M.M. Gowing. British War Economy (1949)

Stettinius, Edward R. Lend-Lease, Weapon for Victory

Black, Conrad. Franklin Delano Roosevelt, Champion of Freedom

Ambrosius, G., and W. Hibbard, A Social and Economic History of Twentieth-Century Europe (1989)

Content Protection by DMCA.com
The following two tabs change content below.
Atakan İskender

Atakan İskender

Atakan İskender

Latest posts by Atakan İskender (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HEAT, HESH Ve APFSDS Mermilerinin Etki Prensipleri

Leopard 2 Tankının Genel Analizi